26 Mayıs 2010 Çarşamba

Pardon! Bir yanlış anlama oldu sanırım!

Burada sürekli eski erkek arkadaşımdan bahsetmemden dolayı bir yanlış anlaşılma olduğunu, zaten kapanık kısmetimin üstüne demir bir kilit vurduğumu farkettim.
O'nu sürekli yazmamın nedeni, ondan iyisini bulamamış olmam falan değil.


İlk olarak o kadar eğlenceli bir insandı ki bunları okusa tek kelime etmiyeceğini biliyorum, ikinci olaraksa süper malzeme çıkıyor.


Moskova'daki o adamdan sonra 1 yıllık bir ilişkim oldu ve onu da gerçekten çok sevdim, ayrıca hala en iyi arkadaşlarımdan.
'Eski kaşardan tost eski sevgiliden dost olmaz. ehuehue' diye geyik yapmayın skerim! Onu tanısaydınız 'Olur lan valla olur, gel benimle de beraber ol, ayrılsak kesin arkadaş kalırız.' derdiniz. 


Erkekseniz bunu demezdiniz, belki de derdiniz lan hatta cidden o kadar iyi bir adam ki 'Böyle bir karı yok dünyada, tercihlerimi gözden geçireyim en iyisi.' diyebilirdiniz. Onu kaybetmemin nedeni aşırı mantıklı bir insana dönüşmem ve 'Oğlum çok üzüyorum lan, onun kadar niye sevemiyorum ben.' diye ayrılmamdı. Ah kadınlar ve bahaneleri! de demeyin yine skerim! Cidden bahane değil, uydurucak olsam daha sağlamlarını bulurdum.


Sonuç olarak O'nu yazmamın nedeni tamamen aklımdan atamamamış olmam falan değil, zaten 1.5 yıldır görmüyorum belki görünce zerre kadar bir şey hissetmiycem ki %99 böyle olacak. Aklımda kalan güzel anıların sentezini yapıyorum burada, aşık olmayı, birinin yanında kendimi şapşal, yavşak, mal, şuursuz hissetmeyi ne kadar özlediğimi anlatmak aslında amacım. 


Kabul ediyorum, 2.5 yıldır mantığımın sınırları dışına çıkacak bir şeyler hissedemedim kimseye karşı, bu yüzden en son o şekilde hissettiğimde içimden neler geçtiğini unutmamak adına buraya karalıyorum, o depresif yazıları ağlayarak yazmıyorum mesela, O kişi için ağlamayalı çook uzun zaman oldu ki bu saatten sonra ağlatamaz beni bununda farkındayım.


Uzun lafın kısası, O'nun içimde yarattığı boşluğu gelse kendi bile dolduramaz aksine o boşluğun içine ilk düşecek insan kendisi olur. 


Tek istediğim şey o boşluğun dolmayacağını bilsem bile sağlam bir köprü kurulması. İşte o köprüyü kurabilecek yetenekteki insana süpriz hediyelerim olacak ve o köprü kurulsa bile Moskova'daki genç hakkında yazmaktan vazgeçmiycem çünkü gerçekten o kadar şapşal ki yürüse yazı konusu olur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yazılar hakkında atıp tutanlar