kpss etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kpss etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Temmuz 2010 Perşembe

Sınav günü

Bu yazı için biraz geciktim farkındayım, uzun süreli esaret hayatımdan sonra kendimi sokaklara fazla vurdum sanırım, sonra da bünye fazla yüklenmekten iflas etti.


Sınav günü sabahın 7'sinde uyandım, kalktım duş aldım, saçlarımı düzleştirdim, makyaj yaptım, kıyafet seçtim ki şansıma hava kötüydü böyle serin serin sınavı çözücem yeaa dedim.


Güzelce süslendikten sonra kahvaltı yaptım ki kahvaltıdan nefret ederim ben, neyse zar zor yedim, okunmuş şekerlerimle yaptığım kutsal kahvemi bir seremoni havasıyla içtim, sabahın köründe psikopat gibi 'Sınava gidiyorum been ehuehe.' diye twittera yazdım, dolaptan okunmuş suyumu aldım ve yola çıktık.


İstanbul'un yarısını Alibeyköy'e verdiklerinden çılgın bir trafik vardı, ben arabaların içine bakıp 'Aha bu kesin kpss'ye giricek, arabanın üstüne bir şey fırlatıyım versenizee.' diyerek türlü şebekliklerle arabadaki gergin sınav ortamını rahatlatmaya çalışıyor, bir yandan sınava gireceklere küfürler yağdırıyordum.


Sonunda okula vardım, liseli genç misali babamdan gizli sigara içtim; her ne kadar o anda sigara içtiğimi biliyor olsada bilmemezlikten geldi ve sınava girdim. Hiç stres yapmadım lan ilk sınavda, iman gücüyle herhalde bir şişe okunmuş su bitirdim, ilk sınavın netleri 97.25, ovye dedim sınavdan çıkınca böyle bir neşe kelebeği hadi yemek yiyelim dedim.


Eyüp ne acayip yer lan, her taraf şeyhler, böyle karaböcekler çok garip, bana da garip garip bakıyorlar. Bir tane aile gördüm babası ve oğlu beyaz bir entari, gecelik, kefen karışımı bir şey giymiş, kızı ve karısı da siyah ninja kıyafetinden giymiş; sonra 7-8 tane kız gördüm hepsi ninja gibi, dedim bunlar nasıl aynı kıyafetler dışarı çıkıyor hayatta çıkmam. Son noktayı tam şeyh kıyafetiyle gezen bir adam koydu, ayaklarına kapanıp 'Ağğbi okunmuş suyum bitti, 2. sınava giricem bunu da okusana, nolur abi yea, gözünü seviyim bir üfle be ağbi.' demeyi düşündüm, bunu da sesli dile getirdim, tabi bunlar sınav arasında oluyor diye babamlar kafamın kaçtığını düşündü ve beni madoya tatlı bir şeyler yemeye götürdüler.


Allah'ım 'banana split' diye bir şey var orda, yiyin! Vallahi yiyin! O nedir yea, enerji patlaması yaşadım; muzlu ballı dondurmalı bir şey, çok acayip güzel. Kahvemi de içtim diğer sınava girdim, tamam o sınav biraz zordu netlerim pek beklediğim gibi çıkmadı 89.50, ama İstanbul'a atanmam için yeterli neti aldım.


Eh Allah bereket versin daha ne istiycem lan, bütün yıl kıçım çıktı çalışırken, hakettim bunu. 


Artık bir öğretmen yazıyor bu bloga, babamın dediklerini de kapak yaptım ona, şu an benden mutlusu yok.
Ama en zor gelen şey şu blogun formatını değiştirmek, en kısa zamanda onu da yapıcam lakin önce konser maceralarımı yazıcam bir dahaki yazımda.
Takip etmeye devam edin canlarım, asosyallikten kurtulduğum için bundan sonraki hayatım daha insani olacak diye temenni ediyorum.

9 Temmuz 2010 Cuma

Son gün

Evet cücüklerim, 


Yarın KPSS var.


Hazır mıyım bilmiyorum, sanki hala ders çalışmam gerekliymiş gibi bir his var içimde.


Bu sınava hazırlandığım süreç içinde 37 tane blog yazısı yazmışım, 3289 tweet atmışım, 1 siteden kendimi sildirip 3 siteye birden üye olmuşum, bir sürü yeni insanla tanışmışım, odamda saatlerimi geçirmişim, 8739832 kere ağlamışım, asosyalliğin dibine vurmuşum, umarım değer. Değmezse eğer o sınavı hazırlayanların hepsini zenciler siksin, hatta üstüne deliler siksin, hatta durmasınlar hepsinin cinsel organlarını kesip onlara yedirsinler, ben de kötü kadın gülüşüyle bir sigara yakıp 'Hahahaha noldu yaprağım, düzgün sınav hazırla diye uyardım ben sizi.' diyerek hapse doğru yollanıyım.


Of iyice saçmaladım. Ben de biliyorum bu yazı bir boka benzemedi çünkü yazıcak halim yok, bir anlık kafa kaçıklığıyla açtığım bu blog sayesinde bir sürü boktan yazı yazmışım; bu da onlardan biri işte. Pişman mıyım?Hayır tabiki, pişman olsam bunu da yazmazdım zaten.


Sınava Alibeyköy'de giricem, 'Bendeki bu bahtsızlıkla, çok yağmur yağar sel bakar kesin euheh.' diye geyik yapmıştım sınava giriş belgem ilk geldiğinde. Alın bakın, mına koyiğm gök delinmiş gibi yağmur yapıyor, bahtımı skiyim, bir de yarın trafik olursa, ah olursa, ah sınava yetişemezsem.


Yarın sınavdan sonra ne çeşit bir şey yazacağımı inanın ben de bilmiyorum. 


Sel basmaz, kalemim bozuldu diye birinin gözüne o bozuk kalemi saplamaz, sinir krizi geçirip sınavda bayılmaz, sınavın ortasında 'bu sorular çok zor mına koyiğm yapamıyorum lan!' diye çığlık çığlığa gözetmene saldırıp sınavdan atılmama neden olmazsam; yarın sınavdan sonra görüşürüz.


Siz kendinize iyi bakın, ben de kendime mukayyet olıyım.

6 Temmuz 2010 Salı

Şeytan azapta

Evden çıkmışım en güzel elbisemle, çok güzel güneşli bir bahar havası var. Ne terletir ne üşütür, hıh tam öyle. 


Kulaklıklar kulağımda....


Salına salına yürüyorum, hafif bir rüzgar esiyor, keyifliyim. Karşıdan bir yakışıklı da bana doğru yürüyor, hafif gülümsüyor. Ama ani bir rüzgar çıkar da o etek havalanır,kafama geçer, yakışıklıyı da kaçırırım diye çok korkuyorum.


Bknz: Sınava metaforik anlamlar yükleme konusunda çığır açmak.

5 Temmuz 2010 Pazartesi

Ben

Sınavdan sonra sorgu-sonuç ekranında www.nolur.com'daki gibi bir nah işareti çıkıcak (ama hareketlisi);

Yine atanamadın gerizekalı, senden öğretmen falan olmaz yazıcak;

Ardından kötü kadın gülme efektiyle bu yazılar süslenicek; 

İnsanlar bana o günden sonra mal muamelesi yapıcak;

Dalga geçtiğim bütün kızlar 'Iyyy işsiz!' diye yolda gördüklerinde tekmeliycek;

THY'ye başvurunca 'Aaa bir türlü atanamamış salak kız bu hihiihhohooh! Senin burda ne işin var be ezik!' diye beni kovucaklar;

Ondan sonra depresyona girip punk olucam, sokaklarda kırmızı tuborg içicem;

Annemler, bu kız işe yaramaz, beyinsiz heueh diye beni evden atıcak;

En sonunda işsiz güçsüz, beni üç öğün döven bir adamla evlenmek zorunda kalıcam;

Evlere temizliğe gitmeye başlıycam, aç kalınca ingiliz dili ve edebiyatı diplomamı yiyicem diye...

ÇOK KORKUYORUM!!!!

Sınava son 5 kaldı ve ben stresten gelecek senaryoları kuruyorum.


13 Haziran 2010 Pazar

Sugar

Merhabaa cücüklerim,


Kaç gündür yazamadım size, bir bok yaptığımdan değil laptopun adaptörü bozuldu, eniştem onu türk usulü mavi elektrikçi bantıyla yapmasaydı, ağzımdan köpükler çıka çıka internet krizine girebilirdim.


Bu geçen günlerde karşı apartmandaki 2 ergen kız annelerine bağırmadı, bana pipisini göstermeye çalışan 5 yaşındaki velet hiç gözükmedi, evi artık 'Esra Eron'un programı mı?' diye aramıyorlar ki en çok buna üzülüyorum. Ne güzel orta yaşlı amcalar evi arayıp 'Emekliyim, 50-60 yaşları arası türbanlı hayat arkadaşı arıyorum.' diye bize bilgi bırakıyorlardı, telesekretere bile mesaj bırakmışlıkları var ama telefonlar kesildi çok monotonlaştı hayatımız.


Bu monotonluktan kurtulmak için gittim kısa kestirdim saçlarımı.
Kurtuldum mu? Hayır tabiki sadece para kazandırdım kuaförüme. (Allah'ım ne iğrenç bu kelime kuaför, kooför, kuoför. Bir de şöfer var ama bu konumuz dışı.)


Bu haftasonu annemlerin gelmesi sebebiyle evde bir bayram havası vardı, taa ki annem bir poşet okunmuş kesme şeker çıkarıp 'Sınava kadar bunları ye, sınav gününe de 2-3 tane bırak.' diyene kadar. 


O anda isyan etmem ve: 'Yeaa insan olips falan okutur! Bu ne be at mıyım ben! Kahveme falan atsam olur mu? Kahve için de 3 kuluvallabirelham okurum.' diye çemkirmem bir oldu.
İşin kötü kısmı 'Al, koy bunları odana.' demek suretiyle annemin beni hiç sallamamış olması.
Onu geçtim, gelirken bir de okunmuş 'su' getirecekmiş. 'Dolaba koyarım da soğusun, musluk suyu değil dimi yea?' diye sormam ve annemin yine beni hiç sallamamış olması da evdeki statümü gözler önüne sermekte.


Şimdi dolabımda bir poşet kesme şeker var. 
Alt katımıza yakışıklı birilerinin taşınmasını, şirin bir ifadeyle 'Evde şeker kalmadı siz de var mı?' dediklerinde 'Ay olmaz mı, buyruğn!' demek suretiyle okunmuş şekerlerimi 'Alleahım bunlar benim olsun.' şeklinde dualarımla onlara kakalama niyetindeyim. Tabi bu niyeti gerçekleştirmem için alt kata yakışıklı birilerinin taşınması gerek.


Aaaah aaaah! Hayat çok zor gönül dostları. Neyse ki annem okunmuş pirinç getirmeyecek, bu yüzden Ayşecik misali mutlu olup bu sıcakta şen şarkılar söyleyebilirim.


Hayır, aklım gayet yerinde.


Sadece hava parçalayıcı bulutsuz 30 derece ve sıcaktan beynim erimiş olabilir.